jump to navigation

İşgalciye “işgalci” demek suç mu? Aralık 25, 2008

Posted by yusufislam55 in Uncategorized.
trackback

 Birilerinin halen daha işgali “yerleşildi” adı meşrulaştırma gayretini esefle seyretmekteyiz. Kandırılıyoruz güya. “Hiç olmamışlar” ya da “hiç yoklarmış” gibi idrak etmemiz mi bekleniyor bunca zilleti? Her şey olabilir. Burası Türkiye. Sanki ülkesi, toprağı, vatanı işgal ve istilâ edilmişler suçluymuşçasına sinsi bir propaganda işleniyor usul usul… Zihinlerimiz kontrol altında mı acaba? Mümkündür! Dönüşüyoruz aslında. İç gıcıklandırıcı bir durum: “Ölü sayısı” hesap etmek dışında, sayının az oluşu umursamama bahanesi âdeta. Birazcık arttığı müddetçe, “ah” çekebilmek mümkün hale geliyor…

 

Direniş yerine dilenmek, “haklılık payı” biçmek, daha “mantıklı” ve daha “gerçekçi”! İşgalciye itaat etmemenin suçu ise malûm: “Militan mısın?” Tekrar sual edelim: Zihinlerimiz kontrol altında mı acaba? Öyle tehlikeli ki şu psikolojik propaganda… Düşen demokrasi bombalarından daha tesirli ve etkili… Çünkü biri bir nesli katlederken, diğeri bir nesli büyütmekle vazifelendirilmiş. Çok yaşa dünya medyası!

Her psikolojik propaganda, psikolojik bir felaket yaşatmak mecburiyetinde… Gün gelir, vatan bellediğiniz öz topraklarınızda misafir oluvermişsiniz. Hiç anlayamazsınız bile.

Meselâ: Türkiye’de, içerideki kötü şartları, dışarıdan bir reçete ile tedavi etmeye yeltenmek, sıkça yapılan yanlışlardan biri… Şartları bilmeden ve tahlil etmeden, memleket kurtarıcılığına soyunmaktır bu. Düzeni bozuk bir ülkede yaşıyor olmanız, ülkenizi gâvurun kucağına atmanız anlamına gelmemeli. “Şartlar” deyip geçmemek lâzım; şartlar hayatidir çoğu kez.

Mevzu dağılmasın: Yadırgarken dâhi bir eziklik hissi uyanıyorsa zihinlerde, ciddi problemlerimiz var demektir. Irak, Filistin, Doğu Türkistan bahsinde, tereddütsüzce direnebiliyor muyuz? Ya da Irak’ta Saddam’dan, Filistin’de “arkadan vurdular”dan, Doğu Türkistan’da Çin ile ticari ilişkilerden dem vurup, direnişi zihinlerde menfileştiriyor muyuz? İşgal’in misyonunu idrak etmemiz gerekiyor öncelikle. Her işgalin temel gayesi, öldürmekten ziyade, köleleştirmek… Müstemleke olmak!

Dünyayı sömürgecilerin gözüyle görmeye kalkıştığımız andan itibaren, ülkesi ve toprağı işgal edilen her direnişçi, nazariyemizde azılı bir terörist hüviyetinde… Bu bize batılı sömürgeci emperyalistlerin dayattığı, öğrettiği, dikte ettiği, ezberlettiği bir dil. Bu dilden ancak, kuru, başıboş, güdük  “barış”  naraları duymak mümkün! Ve küresel sermaye hesabı, borsa iniş çıkışı, dolar kuru filânda cabası… Irak’ta, Filistin’de, Doğu Türkistan’da katledilmiş kardeşlerimizin hesabını sormadan güdülen bir barış, bilin ki sömürgeci gözetimindedir! Zalim, zalimliğine zulümden zerk eder; özgürlükten, demokrasiden, insan hakkından şundan bundan değil… Karanlığa küfrederek, yalnızca ötekinin tehditleriyle hüküm sürüp, ötekini konuşmak da bu mevcut propagandanın farklı bir versiyonu tabii…

Şu ayan beyan ortada bugün: Kendisini dünyanın merkezinde addeden çağımız işgalcisi, kendi dışında her ne var ise, düşmanlaştırıyor… Büyük balığın “az gelişmişleri” yutma serüveni bu bir nevi. Hem yönetecek, hem de yönlendirecek! Evet, şüphesiz güçlü olmalıyız; ki olacağız bir gün… Lâkin köleleştiren bir gücün de güç olmadığına inananlardanız! Washington icazetli siyasilerin elinde şekillenen “dış politika” dan kurtulmalıyız önce. Bunun bir ütopya olmadığının ispatları var dünyada.

Cetvellerle çizilen bir coğrafyada hüküm sürmenin bedeli, her zaman ve her halükârda meşakkatli…

Afşin Selim
 19.11.2008

Yorumlar»

No comments yet — be the first.